Bazı yolculuklar araştırırken bile sizi içine çeker. Monlam Festivali’ni ilk kez derinlemesine incelemeye başladığımda, karşıma çıkan şey sadece bir etkinlik takvimi değildi – altı yüz yılı aşkın bir ruhani gelenekle, kayıt altına alınmış en büyük kolektif dua pratiklerinden biriyle yüz yüze geldim.
615 Yıllık Bir Gelenek
Monlam’ın tarihi 1409 yılına uzanıyor. O yıl, Tibetli bilge ve reformcu Tsongkhapa – bugün dünyanın en büyük Budist mezheplerinden biri olan Gelug’un kurucusu – Lhasa’daki Jokhang Tapınağı’nda ilk büyük dua toplantısını organize etti. Amacı sadece ibadet değildi; dağınık toplulukları bir araya getirmek, ortak bir spiritüel kimlik oluşturmaktı. Bu ilk toplantıya yaklaşık 10.000 keşişin katıldığı tahmin ediliyor. Bugün ise Monlam, Asya’nın pek çok bölgesinde on binlerce insanı harekete geçiren bir festival olarak yaşamaya devam ediyor.
Monlam kelimesi Tibetçede “dilek” ya da “dua” anlamına geliyor. Tam adı Monlam Chenmo: Büyük Dua Festivali.

Amdo: Üç Eyaletin Kesiştiği Nadir Coğrafya
Peki bu festivalin yüreğinde olduğu bir gezintiye nasıl olurdu? Bu gezi Çin’in Qinghai, Gansu ve Sichuan eyaletlerinin sınırlarının birleştiği bölgeye – Doğu Tibet’in kalbi Amdo’ya – götürmesi gerekir. Burası coğrafi olarak Çin iç bölgelerinde yer almasına rağmen kültürel kimliğini güçlü biçimde korumuş, her kasabada aktif manastırları, geleneksel Tibetçe konuşan toplulukları ve yüzyıllardır değişmeyen festival gelenekleriyle yaşayan bir bölge.
Amdo aynı zamanda 14. Dalai Lama’nın doğduğu toprak. 1935 yılında bu bölgedeki Taktser köyünde dünyaya geldi – bu detay, bölgenin Tibet spiritüel tarihindeki ağırlığını anlatmak için yeterli.

Thangka: Duvardan Dağa Açılan Kutsal Tablo
Monlam’ın en çarpıcı görsel anı tartışmasız Thangka açılış töreni. Thangka, Tibet Budizmi’nde kullanılan geleneksel dini resim sanatı – ipek ya da pamuk kumaş üzerine işlenen, Buda figürlerini ve mandalları tasvir eden eserler. Ancak Monlam döneminde sergilenenler müzelerdeki küçük tablolarla kıyaslanamaz. Tongren’deki Gomargar Manastırı’nda her yıl açılan Thangka yaklaşık 27 x 18 metre boyutlarında – bir apartman binasının cephesini rahatlıkla kaplayacak büyüklükte. Bu devasa tablonun dağ yamacına serilmesi saatlerce sürüyor ve tören boyunca binlerce kişi sessizce izliyor. İnanışa göre bu Thangka’yı görmek manevi arınma sağlıyor; hac yolcuları bazen yüzlerce kilometre yol kat ederek yalnızca bu anı görmek için geliyor.
Cham: Maskenin Arkasındaki Anlam
Festivaller boyunca izlenen maskeli danslar – Tibetçede Cham olarak adlandırılıyor – görsel bir gösteri olmanın çok ötesinde. Cham, 8. yüzyılda Hindistanlı üstat Padmasambhava tarafından Tibet’e getirildiğine inanılan bir ritüel dans formu. Her hareketin, her maskenin, her kostümün kozmolojik bir anlamı var: iyi ile kötünün mücadelesi, ruhların arınması, gelecek yılın bereketi için yapılan dua. Keşişler bu dansı aylar öncesinden hazırlıyor; bazı manastırlarda Cham pratiği için özel bir eğitim müfredatı bile mevcut.
Nangshig Manastırı’nda dans sabah 10’dan akşam 18’e kadar kesintisiz sürüyor – sekiz saat. Bu, bir performans değil, bir ibadet maratonu.

Tereyağı Heykeli: Geceyi Aydınlatan Sanat
Monlam’ın en az bilinen ama en büyüleyici unsurlarından biri tereyağı heykel festivali. Keşişler haftalarca öncesinden rengarenk boyalara batırılmış tereyağını elle şekillendirerek Buda figürleri, çiçekler, mitolojik sahneler yaratıyor. Bu heykeller yalnızca festival gecesi için var – sabah güneşiyle birlikte eriyip yok oluyorlar. Budist gelenekteki geçicilik felsefesinin – Anicca – somut bir ifadesi bu. En güzel şeyler kalıcı değildir; belki de bu yüzden bu kadar güzeldir.
Bon: Tibet’in En Eski İnanç Sistemi
Aba bölümünde ziyaret edilen Nangshig Manastırı, Budizm öncesi Tibet’in yerli inanç sistemi Bon’a ait. 1107 yılında kurulan Nangshig, yaklaşık 900 yıllık tarihiyle Çin’deki en büyük ve en eski Bon manastırlarından biri. Bon, Budizm’den çok daha önce Tibet platosunda yaşayan toplulukların doğa, ruh ve evren anlayışını şekillendiriyordu. Bugün iki inanç sistemi Aba bölgesinde barış içinde bir arada yaşıyor — bu da bölgeyi dini çeşitlilik açısından son derece nadir kılan bir gerçek.

Neden Şimdi?
Monlam gibi festivaller korunmaya muhtaç. Modernleşme, kentleşme ve demografik değişimlerle birlikte geleneksel festival pratikleri her geçen on yılda biraz daha dönüşüyor. Bugün hâlâ orijinal biçimiyle yaşayan, yerel halkın gerçek katılımıyla sürdürülen bu törenlere tanıklık etmek için pencere her yıl biraz daha daralıyor.
Bunu araştırırken en çok şunu düşündüm: bazı şeyler fotoğraflanabilir, bazı şeyler yazılabilir — ama bazıları yalnızca orada, o anda, o kalabalığın içinde anlaşılabilir.
Monlam tam olarak ikinci türden.
